Kalp Kд±rma Insan! -

İnsan, kainatın en hassas terazisidir. Bu terazinin dengesi ise ne mal ne mülk, sadece "gönül" ile korunur. Eskilerin "Gönül Çalab’ın tahtı" dediği o yüce makam, bir kez yıkıldığında tamiri en zor olan yapıdır. Bu yüzden hayattaki en büyük incelik, bir cana dokunurken onu incitmemektir.

Dünya, gelip geçici bir duraktır. Geriye dönüp baktığımızda yanımızda götürebileceğimiz tek şey, bıraktığımız güzel izlerdir. Bir insanı kırmak; sadece bir anlık öfke ya da düşüncesizce söylenmiş bir söz değildir. O, bir başkasının iç dünyasında onarılması güç yaralar açmak, onun yaşama sevincinden bir parça koparmaktır. Oysa sevgiyle yaklaşılan her yürek, çiçek açmaya hazır bir bahçe gibidir. Kırmak yerine onarmayı, yermek yerine övmeyi seçmek; insanı "eşref-i mahlukat" (yaratılmışların en şereflisi) yapan asıl değerdir. Kalp kД±rma insan!

Bu yazıyı belirli bir tutmamı ister misin, yoksa bu duygusal ton senin için yeterli mi? İnsan, kainatın en hassas terazisidir

Sonuç olarak; kırmak kolay, yapmak zordur. Mükemmel insan yoktur, ancak nezaketli insan vardır. Bir gönüle girmek bir ibadet kadar kıymetliyken, bir gönlü yıkmak koca bir ömrün bereketini alıp götürebilir. Yarın hangimizin nefesinin kesileceğini bilmediğimiz bu kısa ömürde, kimsenin ahını almadan, sadece dualarda anılacak bir nezaketle yürümek gerekir. Bu yüzden hayattaki en büyük incelik, bir cana

Söz, ağızdan çıkana kadar bizim esirimizdir; ancak çıktıktan sonra biz onun esiri oluruz. Keskin bir dilin açtığı yara, kılıç yarasından daha derindir. Çünkü beden iyileşir ama ruh, duyduğu ağır bir sözün yükünü yıllarca taşıyabilir. Karşımızdakinin neler yaşadığını, hangi yükleri taşıdığını bilmeden fırlattığımız bir cümle, onun son direnç noktasını yıkabilir. Bu yüzden konuşmadan önce kalbimizi bir süzgeç yapmalı, sözlerimizin zehir değil şifa taşımasına dikkat etmeliyiz.