Bir akşamüzeri mahallenin kahvehanesinde toplanan gençlerin arasında bir fısıltı dolaşmaya başladı. Mahallenin ağır abilerinden biri Gül’e göz koymuş, ona haber göndermişti. Bunu duyan Erhan’ın gözü döndü. Ama o kavga adamı değildi; o, sözünü sazıyla, hissini nağmesiyle söyleyenlerdendi.
Gül, mahallenin en güzel, en deli dolu kızıydı. Ne zaman sokağa çıksa sanki zaman durur, rüzgar onun adını fısıldardı. Erhan ona baktığında sadece bir sevgili değil, hayatının tek gerçeğini, kendi yazdığı hayat kanununun tek maddesini görürdü. Romantik Erhan Hatunda Benim Kanunda
Erhan klarnetini kaptığı gibi Gül’ün evinin önüne gitti. Derin bir nefes aldı ve çalmaya başladı. Bu seferki ne neşeli bir Roman havasıydı ne de sıradan bir hüzün. Bu ezgi, adeta bir meydan okumaydı. Klarnetinden dökülen her nota, mahallenin dar sokaklarında yankılanarak herkesi pencerelere döktü. Ama o kavga adamı değildi; o, sözünü sazıyla,
O geceden sonra mahallede kimse o kuralı çiğnemeye cesaret edemedi. Romantik Erhan, aşkını kendi kanununa bağlamış ve o kanunu tüm dünyaya kabul ettirmişti. hayatının tek gerçeğini